Velayet Nafaka

Avukatlara en çok sorulan sorular arasında velayet konusu da yer almaktadır. Ana çerçeve aşağıdaki gibidir.

4721 sayılı Medeni Kanun Madde 329 - "Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir."

Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir.

Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.

Madde 183 - Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.

Madde 330 - Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.

Madde 349 - Velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir. Şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas : 2010/13606 Karar : 2011/3495 Tarih : 01.03.2011 günlü kararında Taraflar 20.01.2009 tarihinde kesinleşen kararla boşanmışlar; müşterek çocukları 16.02.2000 doğumlu Beyza, 28.03.2002 doğumlu S... ile 03.06.2005 doğumlu ... 'in velayetleri anneye verilmiştir. Toplanan delillerden davalı annenin kararın kesinleşmesinden sonra çocukları fiilen babaya bıraktığı; çocukların dava tarihine kadar hatta dava sırasında da babayla birlikte kaldıkları anlaşılmaktadır. Anne kendisine velayet hakkı verilmesine rağmen çocukları yanına almamış, velayetle ilgili görevlerini yerine getirmemiştir. Türk medeni kanununun 183. Ve 349 uncu madde koşulları oluştuğundan müşterek çocuk ...'in velayet hakkının da anneden alınıp, babaya verilmesi gerekirken; bu yönden davanın reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ : Temyiz olunan hükmün, yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmasına, karar verildi şeklinde karar vermiştir.

Velayet hakkı kamu düzenine ilişkin olup bu konuda hakim tam yetkiye sahiptir.

Çocukların nesep ve velayeti kamu düzeniyle İLİŞKİLİDİR. (Y.2.H.D.7.12.1990 tarihli 6940-12516 sayılı 2.10.1992 tarihli 8023-8927 sayılı, 25.10.1993 tarihli 9213-9790 sayılı kararları ) Şu halde kabul yukarıda açıklandığı üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 95 inci maddesi uyarınca bu konuda kesin hüküm oluşmaz. Öte yandan Medeni Kanunun 149, 272 v.d. ; 298 inci maddeleri uyarınca boşanmadan sonra velayetin değiştirilmesini ya da çocuğun himayesini gerektiren bir halin ortaya çıkması halinde hakim resen dahi gerekli tedbirleri OLUŞTURMAK ZORUNDADIR. Böyle olunca velayetin değiştirilmesi ya da nez'i davalarında davacının davadan feragati mümkün olmadığı (Y.2.H.D. 12.2.1998 tarihli 698-1454 sayılı kararı) gibi davanın takipsiz bırakılması da bir şey ifade etmez. Mahkemece resen tarafların müşterek çocukları İdil'in velayetinin değiştirilmesini gerektiren bir halin oluşup oluşmadığı araştırılmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. şeklinde Yargıtay'ın kararları bulunmaktadır.

Görüleceği üzere velayet kamu düzenine ilişkin olup davadan feragate tabi değildir. Feragat bile etseniz dava devam eder ve velayet konusunda kesin hüküm itirazı dinlenmez. Hakim her zaman bu konuda değişiklik yapabilir.

Kadın kötü yola düşmüş olmalı fuhuş yapması, uyuşturucu kullanması, akıl hastası olması çocuklarına bakma iradesinin bulunmaması ve çocukları istememesi gibi nedenler velayetin kaldırılması sebepleridir.

Anne ve babanın maddi imkanlarının birbirinden çok farklı olması velayetin değiştirilmesi nedeni değildir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddesi gereğince çocuğun kendisiyle ilgili kararlarda çocuğun beyanının dikkate alınması durumu çocuk İDRAK ÇAĞINDAYSA mümkündür. İdrak çağı 9 yaş civarı olarak kabul edilse bile her çocuk için farklı olduğundan uzman görüşü bu hususta etkili olacaktır.

Çocuğun Türk örf ve adetlerine uygun yetiştirilmesi, din ve mezhep gibi unsurlara hakimler dikkat etmektedir.

Çocuğun alıştığı sosyal ortam ve okul çevresi hakim kararlarını etkiler

Çocuğun uyuşturucu ve benzeri maddelere alışık olması velayet değiştirilmesini etkiler. Kötü ortamın değiştirilmesi amaçlı velayet de değiştirilebilir.

Velayetin düzenlemesinde, çocukların kardeşlik ve paylaşım duygusunun gelişimi için çocuğun üstün yararı gerektirmediği taktirde "kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi" esastır.

Çocuğun cinsiyeti velayetin tayin ve değiştirilmesinde etkili değildir.

Velayet kullanımında pasiflik, kayıtsızlık hakimin kararını etkiler. Örneğin çocuğun gece geç gelmesine, kötü alışkanlıklara düşmesine ve hatta bağımlılık derecesinde internet, bilgisayar ve telefon kullanımına kayıtsızlık bile hakim kararını etkiler.

Diğer eşe çocuğu göstermemek velayet hakkını etkiler. Sırf kendi hırs ve intikam duygularını tatmin amacıyla çocuğu diğer ebeveyne eziyet aracı olarak kullanarak çocuğun ruh ve karakterini olumsuz etkileyen kişiye velayet hakkı verilmemelidir.

Düzenleme: 21.06.2016 - Antalya

Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Google+ ile paylaş

Aksarı Avukatlık Bürosu - © - 2019